İçeriğe geç
Mealleri karşılaştır

90. sure · Mekkî · 20 ayet · İniş sırası 35

Beled Suresi

البلد

Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000

  1. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ

    (1-4. ayetler birlikte) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

  2. وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ

    (1-4. ayetler birlikte) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

  3. وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ

    (1-4. ayetler birlikte) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

  4. لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ

    (1-4. ayetler birlikte) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

  5. أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ

    İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

  6. يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا

    “Yığınla mal harcadım” diyor.

  7. أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

    Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?

  8. أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

    (8-10. ayetler birlikte) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

  9. وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ

    (8-10. ayetler birlikte) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

  10. وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

    (8-10. ayetler birlikte) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

  11. فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

    Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

  12. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

    Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

  13. فَكُّ رَقَبَةٍ

    O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.

  14. أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ

    (14-16. ayetler birlikte) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

  15. يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ

    (14-16. ayetler birlikte) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

  16. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

    (14-16. ayetler birlikte) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

  17. ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

    (17-18. ayetler birlikte) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

  18. أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    (17-18. ayetler birlikte) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

  19. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    Âyetlerimizi inkâr edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

  20. عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ

    Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.