92. sure · Mekkî · 21 ayet · İniş sırası 9
Leyl Suresi
الليل
Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000
-
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,
-
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
-
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
-
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.
-
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
(5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
-
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
(5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
-
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
(5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
-
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
(8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
-
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
(8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
-
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
(8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
-
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
-
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
-
وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
-
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
-
لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
(15-16. ayetler birlikte) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
-
ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
(15-16. ayetler birlikte) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
-
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
(17-18. ayetler birlikte) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
-
ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
(17-18. ayetler birlikte) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
-
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ
(19-20. ayetler birlikte) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
-
إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
(19-20. ayetler birlikte) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
-
وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.