İçeriğe geç
Mealleri karşılaştır

83. sure · Mekkî · 36 ayet · İniş sırası 86

Mutaffifîn Suresi

المطففين

Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000

  1. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ

    Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline!

  2. ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

    Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.

  3. وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

    Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.

  4. أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

    (4-6. ayetler birlikte) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

  5. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ

    (4-6. ayetler birlikte) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

  6. يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

    (4-6. ayetler birlikte) Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

  7. كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ

    Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.

  8. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ

    Bilir misin nedir Siccîn?

  9. كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ

    O, yazılmış bir kitaptır.

  10. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    (10-11. ayetler birlikte) O gün yalanlayanların; hesap, mükâfat ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!

  11. ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    (10-11. ayetler birlikte) O gün yalanlayanların; hesap, mükâfat ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!

  12. وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

    Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.

  13. إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.

  14. كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

  15. كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ

    Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

  16. ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

    Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

  17. ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    Sonra da onlara, “Yalanlamakta olduğunuz işte budur” denecektir.

  18. كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

    Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.

  19. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

    Bilir misin nedir İlliyyûn?

  20. كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ

    O, yazılmış bir kitaptır.

  21. يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.

  22. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

    Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler.

  23. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

    Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.

  24. تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

    Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.

  25. يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ

    Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.

  26. خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ

    Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

  27. وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

    O içeceğin katkısı tesnimdir.

  28. عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

  29. إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

    Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

  30. وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

    Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.

  31. وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

    Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.

  32. وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

    Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.

  33. وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ

    Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

  34. فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

    İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.

  35. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

    Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

  36. هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?